21 Ağustos 2017 Pazartesi

Yahya Efendi Dergahı

Hani geçen gün hayatımın gidişatı ve düzene oturmuş olması ile ilgili bir post yazmıştım ya. Onun hemen üzerine bir haber aldık. Bundan hemen dört ay önce rahimimden çok riskli bir ameliyat geçirmiştim. Elhamdülillah arkamda duran bir dua ordusu vardı ve ben çok kısa bir sürede sağlığıma kavuşmakla kalmamışım bir de bebek bekliyormuşum. Elhamdülillah Rabb'ime şükürler olsun. O yüzden bu ara hayatımızda bambaşka bir heyecan yepyeni bir soluk var. Bununla ilgili hep bir post yazmak istiyorum ama son günlerde uykudan kafamı kaldırabildiğim saatlere günlük yapmam gereken rutinleri sıkıştırmaya çalışıyorum. O yüzden hep erteleniyor. Hiç bir uyku fırsatını kaçırmıyor en ufak bir ihtimali bile değerlendiriyorum. Zaten oldum olası uyumayı severdim ama bu hal başka bişeymiş. Bir ameliyat oluktan hemen sonra böyle olmuştum. Vücut narkozu atana kadar uyku yapar demişlerdi bir de şimdi narkozludan beter uyuyorum. Hal böyle olunca yapılması gerekenlerde öncelik listesine göre hareket ediyorum. Her fırsatta blog yazmak hep aklımda ama dediğim gibi uyumadığım zamanlar öncelik sıralamasında yapılması gereken daha mühim şeyler oluyor. Fakat inşaallah bu son gelişmeden yola çıkarak bilgi paylaşımı amaçlı bir post yazacağım. Çünkü derli toplu fikir alımı internette benim en çok işime yarayan kaynaklar oluyor. Hazırlayana dua ediyorum. Bir müminden Allah razı olsun duyarsak ne ala bize. Mesela anne adayı fiziksel olarak çocuğun gelişimine ne gerekiyorsa yapıyor ama bunun bir de ruhsal boyutu var. Anne bunun için de elini bağlayıp oturmaktan ziyade pek çok şey yapabilir. Mesela hamilelerin çocukları için okuması gereken ayetler var. Anne olarak sakınılması gereken işler neler, yapılması tavsiye edilen fiiller neler.  Bütün bunları paylaşmak istiyorum. Gayret bizden yardım Allah'tan. 

O postu yazmayı yine başka bir güne erteleyelim ve bol fotoğraflı bir gezi postu yazalım şimdi bakalım. Aslında üç ayrı gezi postu daha var yayınlamadığım ama en son gittiğim hafızamda anıları en taze olan olduğu için evvela bundan başlayalım. 

Herkesin "gezme" anlayışı farklı."Tatil" anlayışının da farklı olduğu gibi. Benim anlayışıma göre gezmekten kasıt kültür turizmi, yeni tarihi ya da doğal bir yer keşfetmek, bana bir birikim katacağına inandığım yeni yerler görmek, yani bilmem işte öyle anı yaşayacağın ot gibi geçirilip gidecek eğlenceli bir gün geçirmekten öteye geçmeyen bir gezi gezmek değil bana göre yorgunluk ve ziyan. Evet o anı hoş geçirmiş olabilir insan ama insan ömrü hoş ve boş geçirilen o kadar çok andan ibaret ki hiç değilse gezerken anı heybesine bizim para birimimizle geçer akçe olacak bi kaç bozukluk atmak istiyorum. Yani demek istediğim özetle kendi fikrimce kaliteli günübirlik turlar yapıyoruz biz. Tabi herkesin gezmek anlayışına saygı duyarım seçimler tercihler farklı farklı . Biz bundan zevk alıyoruz ve bunun bereketli olduğuna inanıyoruz böyle yapıyoruz. Her neyse sözü çok uzattım.

Geçtiğimiz haftasonu Yahya efendi dergahındaydık. Bu arada bizim bu ufak seyahatlerimiz hiçbir zaman planlı gelişmiyor. Tabi evden bir yere gitmek üzere çıkıyoruz ama bu türbe ziyaret etme olayı tamamen bir nasip ve kabul edilme işi. Mesela uzunca zamandır bir yere gitmek istiyorsun ama bir türlü denk gelip gidemiyorsun. Ama bambaşka bir yere gitme niyeti ile çıktığın gün kendini hooop orada buluveriyorsun. 

Mesela benim çoktandır gitmeyi arzuladığım Karaköy'de yeraltı camiinde medfun sahabe efendilerimiz vardı. Üstüste tevafuken internette karşıma çıkıyorlardı. Sakallıma beni oraya götürmesi için bir kaç kez rica etmeme ve neredeyse her haftasonu gibi bir türbeye gitmemize rağmen oraya gitmek bir türlü denk gelmiyordu. Geçtiğimiz haftalardan birinde Galata Mevlevihane'sini ziyaret ettiğimiz gün dönüş yolunda mescidin Karaköy'de olduğu aklıma geliverdi ve tamamen nasip o kadar yakınımızdaymış ki hemencecik giriverdik. İnşaallah onların fotoğrafları da var Mevlevihane ve yeraltı mescidindeki sahabeleri de yazacağım başka bir gün. Demek istediğim nasiple oluyor bizim istememizle değil. Ya da belki çok isteyince mi nasip ediyor Mevla bilemedim ama önemli olan bizim oradan ne kadar hisedar olabildiğimiz. 


Aslında bu camiye gezimizin sonunda girmiş olmamıza rağmen blogger ın fotoğrafları yükleme sırasına göre anlatmaya başlayayım. Burası Küçük Mecidiye Camii. Tabi isminden anlaşılacağı üzere sultan Abdülmecid yaptırmış. Osmanlıda son dönem mimarisi hep Avrupa dan esin olmasına rağmen bir mabedi hem barok inşa edip hem de nasıl oluyor da bu kadar aydınlık ferah iç açıcı yapıyorlar bilmem. İhlastan mı nedir. Aynı şekilde burası da öyle. Duvarlarda alışık olduğumuz o hat yazıları tezhip süslemeleri yok. Beyaz alçıya benzer kabartma kemerli gül ve bir sürü başka süslerle bezemeler var. Mesela o bana çok farklı ve hoş geldi. 


Kocaman pencerelerden içeri doyasıya ışık giriyor ki bu benim gibi aydınlık sever biri için bir ibadethanede huşu arttırıcı iç ferahlatıcı bir etken. Cami tepeden tırnağa sanat eseri. Yukarıdaki fotoğrafta birazı görünüyor sadece belki yakınlaştırabilirseniz görürsünüz minberin fildişi olduğunu tahmin ettiğim bir materyalden o kadar güzel oymaları var ki... Adamlar her alanda sanat olayını abartmışlar  ne de güzel yapmışlar. 

Böyle abuk sabuk fotoğraflar çekmişim neyin ne olduğu doğru dürüst görünmüyor ama fotoğraf çekmeye çalışırken adamın biriyle mücadele ediyordum o sırada. Bu da ayrı bir trajedidir. Bursa Ulucamii ne gideriz cahil halk kadınları o güzel hat eserlerinin o canım Hızır makamının olduğu yerden uzaklaştırırlar. Neymiş efendim namaz kılan erkeğin ön hizasında duramazmış bir kadın. Yarım hoca adamı dinden eder derler ya o hesap bişey bildiklerini zannediyorlar o da yarım yamalak. Evet bir kadın namaz kılan bir erkeğin önünde bir hizada duramaz ama ne zaman? Cemaatle namaz kılınırken. Eğer namaz cemaatle kılınıyorsa, imama uyulmuşsa bir kadın erkeklerin önünde saf tutamaz. Neden çünkü bu adabsız bir durumdur da ondan. Kadın eğilir kalkarken hoş olmayan bir manzara izhar olur eteği açılır vs. erkeğin dikkati de ona kayarsa namaz ifsad olur.  Daha başka hikmetleri de var tabi. Ama erkek cemaatle değil de yalnız başına namaz kılarken ki buna münferid denir bir kadın camiinin istediği yerinde edeble eğilip bükülmeden gezinebilir. Şimdi bunlar duymuşlar bunu ama yarım duymuşlar girdiğim hiçbir camide gönül huzuruyla huşu ile ziyaret etmeme fırsat tanımıyorlar. İki rekat namaz kılmak şöyle dursun. Bunu kaçıncıdır yaşıyorum ama artık tolore etmiyorum. Önceleri insan gibi anlatmaya çalışırdım şimdi bana fıkıh öğretme senden iyi biliyorum ben deyip baskın çıkıyorum. Hep bu cahil softa takımı islamı böyle itibarsızlaştırdı. Kadını ötekleştiren dışlayan ikinci sınıf insan muamelesine maruz bırakan islam değildir bunların kısır zihniyetleridir. Sonra bir takım sol fikirliler, feministler ya da gayri müsimler bunlara bakıp islamı yargılıyor. Buradan tekrar edeyim bu insanar bizim örneğimiz değiller. Bizim örneğimiz, önderimiz belli. Allah celle kelamında O'nda sizin için en güzel örnek vardır buyuruyor. O da peygamberimiz s.a.v. Amma doluymuşum oh konuştum tahatladım. Buradan o kendini bilmezlere de sitemim olsun. 


Bakın bu da Küçük Mecidiye caminin tarihten bir görüntüsü. İnternetten buldum. Şu anda karşısında Beşiktaş Polis Merkezi var. Ama o zamanlar bir başına duruyor. Yine günümüzde de devamı Yıldız korusu ve biz oraya da girdik ama neden hiç fotoğraf çekmedim bilmem. O zaman never ending story olurdu iyi ki de çekmemişim. Galiba fazla yorulmuştum korulukta yürümekten de ondan çekememiştim. Bu arada hani Ortaköy'deki o efsane ressamlara modellik yapan sembolik camii vardır ya.. Orası da Büyük Mecidiye işte. İkisi de aynı barok stilde aynı mimari ile inşa edilmiş. Sadece burası biraz daha sade. Mimarı aynı mı bilmiyorum. Tabi bunlar ilmi yaklaşımlar değil tamamen benim gözlemlerime dayalı çıkarımlar. Doğrusunu erbabı bilir. 


Bu kemer ne işe yarardı vaktiyle bilmiyorum fakat çok hoşuma gittiği için çekmek istedim fotoğrafını. Ve galiba bizans zamanından kalma çünkü çok eski. Yahya efendi derganın yokuşundan devam edince bu sizi karşılıyor. Ve yine fotoğraflar ezi sırasına göre değil. Aslında bu fotoğrafı dergah çıkışında çekmiştim.




 Bu fotoğrafın amacı da maksat şebeklik olsun. Biz de antika sayılırız bakın bu çift tarihi eser statüsünde biri nene biri dede tanıyın bunları, hatta kültür bakanlığı koruma altına alsın, unesco dünya mirası listesine falan eklesin bilemiyorum artık yapın bişiler bilin işte kıymetimizi.


İstakrama koyarım deyu deyu dergah haziresinde çektiğim fekat istakramın ağdalılığından mütevellit baydığı için hala koymaya elimin ermediği fotogram. Ne o instagram ya... Hastalık gibi... Neden ben dahil  hayatlarımızın her anını milletin gözünün içine sokmak gibi bi alışkanlık edindik bütün insanlık olarak Allahasen buna bi cevabı olan var mı? Bu ara kılım istakrama.


Buyurun size boğaz manzarası... Nasıl ama?!!! Şimdi hepiniz öykündünüz değil mi boğazı gören bir ev nasıl da sükse yapardı istakramlarınızda... Ah yavrularım tam da oradan şu manzarayı görüntülediğim yerden boğazı seyredenlerin manzara hiç de umurunda değildir şu an emin olun. Çünkü burası Yahya Efendi Dergahı nın kabristanı. Boğaz manzaralı evler değil boğaz manzaralı mezarlar onlar. Hepsi şu an toprağın derinliklerinde çürümüş bedenleriyle yatıyorlar ve cennet ehli ken di ahvalini cehennem ehli kendi ahvalini temaşa etmekte. Yani hepimizin eşşşekler gibi didindiği bu dünya şu an onların çok da fifilerinde... Daha mühim dertleri ve zevkleri var. 



Buyurun size başka bir tefekkür. Şöyle yazıyor... Cezayir mücahidi emir Abdulkadir .... Muhyiddin Paşa kerimesi sülalei tahireden Zeynep Hanımefendi... 

Zeynep hanımefendi hiç de umurunda olmayan boğaz manzaralı kabrinde yatıyor. Allah bilir kim mekanı cennet olsun da konu ile alakalı kısmı isminin Zeynep olması. Bilmem anlatabildim mi... Allah gecinden versin az yaşa çok yaşa akıbet gelecek başa dosto kaçış yok. Allah hüsnü hatimeler versin.


Buyurun bu da uzak çekim manzaralı manzaralı yatıyorlar.


Söz uçar yazı kalır.. mı?... Evet bi kısmı kalmış ama bi kısmı da yine duvarın sıvasına harcına karışıp mürekkebi uçup gitmiş. Bunlar nedir? Okuyamadınız değil mi okuyamazsınız tabii... Bizim memleketimize rönesans inkilap kılıfıyla, şap şeker kisvesiyle bi güzel yedirilmiş de ondan. Harf inkilabını yapanın canına rahmet diyelim yine edebimizi bozmayalım kendi dedesinin yazdığını okuyamayan millet trajedisi bir bizde... Bir keresinde Sultan Ahmet teki Alman çeşmesinin Osmanlı ca yazılarını okumaya çalışırken Yunan bir turist bana gülmüştü bunun için... Böyle güldürdük işte elaleme kendimizi. Tarihi lal bir millet inşa ettiler bizden. Yerseniz. Neyse efenim konuya dönelim. Bunlar Yahya efendi hürmetine niyazlarını dileklerini onun kabri duvarlarına yazmış insanların duaları imiş. Zqamanla bunlar da koruma altına alınmış.


Burada bambaşka bir maneviyat var. İçeri girer girmez hemen ruhunuzu bir huzur kaplıyor. Bu anlatmakla anlaşılacak bir hal değil. Bu yaşamakla anlaşılacak bir hal. Ve oradaki zatın maneviyatından mütevellit havaya sirayet eden o manyetik, o metafizik şeylerin insanda uyandırdığı his. Gidin görün tadın.


Yahya efendi Kanuni Sultan Süleyman'ın süt kardeşi imiş. Sanırım o yüzdendir kızının kabri de onunkinin hemen yanında ve isme bakar mısınız? Tasasız Raziye Sultan. Raziye rıza göstermiş demek. Yani hem razı hem de rıza halinden mi sebep nedir bilmem tasası yok işte. İnşaallah hayatını da adı gibi yaşamıştır makamı da cennet olsun kabri pür nur. 


Sanatsal fotoğraf çekmeye çalışma çemkirikleri. Habersiz masum amca model.


Ve Yahya efendinin kabri. Onunla ilgili o kadar güzel bir menkıbe var ki.. Kendisi Kanuni'nin isteği üzerine onu Hızır ile görüştürüyor. Bulabilirsem postun sonuna Talha Uğurluel anlatımını ekleyeceğim. Mutlaka ondan dinlemenizi tavsiye ederim.


Ve dergahtan genel bir görüntü ile bitiriyorum postumu. Başka maceralarla bekleyin beni cancinconlar adios..



2 yorum:

  1. Pek sevdiğim mekan. Bizimkine yol yapıyorum bu ara gidelim diye :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gidin balım bize de dua edin ben de pek sevdim pek ihlaslı bir yermiş

      Sil

Senin fikrini de alalım?