10 Eylül 2017 Pazar

Delilik ve dahilik



Bilmiyorum bu postu nihayete erdirebilir miyim çünkü deee ilk kez cep telefonunun fınnicik ekranında ne yazdığımı yarım yamalak görerek yazmaya teşebbüs ediyorum. Yani şimdi teşebbüs kelimesi yerine otomatik tamamlama teşekkür yazmış bile olabilir.

Öte yandan yattığım yerden ve hatta karanlıkta avuç içime sığan bir cihaz yardımıyla yazabilmek hoşuma gitti mi gitti. I love teknoloji ı love smartphones. Bıdıgası açıp teşkilatlı bir şekilde post göndermeye savaşmak çoğu zaman beni blog yazmaktan alıkoyan en kombocan etkenlerden biridir. Hayatı kolaylaştıran şeyler iyi ki varlar.

Son dönemde sakal kişisimle beraber izlediğimiz bir dizi var. Unabomber. Esasında Amerika'da yıllar yıllar boyu posta ile insanların adreslerine bombalar gönderen bir saldırganın yakalanma hikayesini izliyorsunuz ki bu da Theodore Kaczynski oluyor. Ne acıdır bu insan kurgu değil gerçeğin ta kendisi. Horward mezunu iq su deha seviyesinde yüksek eğitimli donanımlı bir saldırgandan bahsediyoruz. Savunduğu çok sağlam bir tezi var ve bunu insanlara duyurabilmek için maalesef  kabul  görmeyecek bir yöntem seçmiş. Teknolojinin toplumu öldürdüğünü ve daha ilkel bir hayatın insanı özüne döndüreceğini iddia eden bir manifesto gönderiyor tüm basın kanallarına. Tabi federaller nefesini takip ediyor adamın. Kimlik yok, adres yok, ipucu yok, en ufak bir falso yok. Postaların gönderi adresi belli değil çünkü senelerce tek başına bir ormanda elektrik ve su keza başka hiçbir teknoloji nimeti olmadan çok garip bir şekilde bomba yapımıyla uğraşarak hayatını sürdürmüş. Netice itibariyle yakalanmış ve yetmiş küsürlerinde hala Amerikan hapisanelerinde çürüyen bir dehadan bahsediyoruz. Ziyan olmuş bir hayat. Olayın perde arkası ise son derece dramatik ki ben adına çok üzüldüm. Haklı davasını yaptığı yanlış eylemlerle savunmaya çalışan birinin dramı. Bahsetmek istediğim dizi değildi. Sadece konu ile alakalı olduğu için yeri gelmişken yazdım. Fakat burada benim asıl değinmek istediğim mesele şu.

Kaczynski haklıydı. Sadece sesini duyurabileceği yöntemi yanlış seçmişti. Teknolojiyi sevdiğimi söyledim tabiiki insanın hayatını bu kadar kolaylaştıran ve yardımcı olan bir nimeti topyekün elinin tersi ile itmek herşeyden evvel müslümanın ferasetine yakışacak bir hareket değil çünkü islam akılcıdır. Ama madalyonun diğer yüzünden bahsedersek...  bizi getirdiği şu hale bir bakar mısınız? Onu doğru kullanmayı beceremeyen, kendi kerih emelleri  doğrultusunda manipüle eden insanların haline bakın. Avucumuzun içindeki telefondan bütün hayatımızı ifşa ettiğimiz gerçeğini tutunda, savaşlara kadar kantarın topuzunu kaçıran insanı teknolojinin ne hale getirdiğine bi bakın!...

Tabiiki teknolojiden vazgeçmeyeceğiz, onu akılcı kullanıp yararımıza işler hale getireceğiz. Fakat olay şu. Dahilerin beyni şüphesiz bizimki gibi çalışmıyor. Aynı noktaya baktığımızda dahi bizim göremediğimiz şeyleri görebiliyorlar ve bazen bu dünya yuvarlaktır diyen Galileo'nun engizisyon mahkemelerinde idam edilmesi  gibi acı sonuçlar doğuruyor. Sonuna kadar haklı oldukları halde. Burada Kaczynski'nin terör eylemlerini haklı çıkaracak değilim, yaptığı şey hiçbir gerekçe ile haklı çıkarılamaz fakat savunduğu tez doğru. Ve doğru söyleyenin kovulması durumu mevzu bahis. Dokuz köyde, kentten, şehirden, toplumdan.

Diyeceğim bizim beynimiz meşe palamudu kadar diye kafasının içi bilgisayardan ziyade çalışan insanları sırf farklılar diye toplumdan itmeyin, tü kala yapmayın, siz EGO'larınızı  EGO'larınız sizi şişirmesin çünkü onlarda sizin göremeyeceğiniz bazı işleri önceden idrak edebilme kabiliyeti olabilir. Basiret her insana bahşedilmiş bir nimet değildir ve bu bizden başkasında olduğunda reddetme inkar etme eğiliminden kurtulmak, açık bir zihinle, açık fikirlilikle düşünmek zorundayız. Sonra Galileo'nun ve Kaczynski'nin dediğine paşa paşa gelir tükürdüğümüzü yalarız. Yine de insanlık olarak umurumuzda değil ve hatta haberimiz bile yok. Küçük mutlu kısır hayatlarımızda kör kör yaşıyoruz. Tek derdimiz kıyafetimiz olsun bir de dekorasyon fikirleriniz git gellerimiz. Ne diyeyim esenlikler dilerim. Gel gör ki gönül razı değil. İnsana insan gibi davranmak boynumuzun borcu sonra çok acı sonuçlar sığabiliyor. Unabomber gibi... Unutmayın bildiğimiz çoğu dehanın ciddi rahatsızlıkları vardı.

Bu da böyle bir tefekkürümdü cancışlar. Artık anlayana sivrisinek saz... Ben yatar. Adios

Ps. Niyetim kimsenin zekasını hafife almak ya da hayat stilini eleştirmek değil. Sadece biraz çuvaldızı kendimize batırmak ve toplumsal bir mesaj vermeye çalışmaktı. Umarım becerebilmişimdir.

2 yorum:

  1. Teknolojinin doğru kullanımı insanı ancak ileri götürür. Gel gör ki, biz müslümanlarda bile bunu yapacak basiret yok. Mahvoluşumuz için bütün gücüyle uğraşan bir düşmanımız ve her şeyin kolayını isteyen bir nefsimiz varken zaten işimiz zor. Rabbim yoldan çıkarıcıların bol olduğu bu zamanda yardımcımız olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin balım. Geçen gün bir video yollamış arkadaş. Konu hakkında mürekkep yalamış tipler konuşuyor. Adam dedi ki; “sizden yapmanızı istedikleri şeyi yapıyorsunuz. Yönlendiriliyorsunuz.” Çok dehşet vericiydi. Allah hayırda kullandırsın.

      Sil

Senin fikrini de alalım?