7 Eylül 2017 Perşembe

hamile alert



Uykusu kaçanlarda bugün ben, gecenin bir yarısı oturmuş blog yazmaktayım. Bekarken sıklıkla yaptığım birşeydi. Zaten çoğunlukla gece kuşu olurdum. O yüzden gece gece post yazmışlığım çoktur.

Fakat evliyseniz ve üzerine bir de hamileyseniz artık pek fazla öyle işlerle alakanız olmuyor. Hoş geçtiğimiz bir ayı uyur gezer modda tamamladım. Bulduğum hiçbir uyku fırsatını kaçırmadım. Sabah uyanıp evden sağlık ocağına gidene kadar arabada tekrar uyudum ve uykulara bir türlü doyamadım. Yani o kadar ki uyanık kalmak resmen acı verici oluyor. Genel anlamda uyku seven biri olmama rağmen böyle bir anomali görmedim ben. Yine de bu gece yatakta döne döne uyku kovalamaktansa bir seferlik kaçamak yapmaya karar verdim. Hem iki üç gecedir geceleri uyanıyorum ve bir daha uyuyana kadar epey dönüyorum. Sanırım ilk evre geçti. Bu arada o uyku halinin aşırılığından endişelenip ufak çaplı bir araştırma yaptım ve hamileliğin ilk trimesterinde olan annelerin uyku hali sık sık uyumalarını sağlamak içinmiş ki hamileliğin ileriki safhalarında kullanılmak üzere anne beyni uyku esnasında yararlı kimyasal salgılar ve bunu depolarmış. Subhanallah. Yani uyuyan anne adayını bırakın uyusun. Vücudunda yeni bir canlı oluşuyor. Evvela bedenin buna alışması lazım ki bu da en kolay uykuda oluyor. Ben kaç tanıdığımdan yakınları için "uyuya uyuya doğurdu" diye bahsettiklerini duydum. Bizim milletimiz herşeyde olduğu gibi buna da kulp takmaya pek meraklı. Uyudu da işini gücünü sana mı yaptırdı sana ne?!  Uyuyacak da bebeği büyüyecek o annenin. Yani evladım uyuyan gebeye dokunmayın. 

Öte yandan aslında öyle ortalarda hamileyiiiim hamileyiiim diye tellallar gibi çığırıp ilanat vermekten hiççç de hazzetmeyen ve pek tabi bundan sakınan bi tip olsam da hamileliğimi bir duymayan sağır sultan kalmıştır herhalde diyorum ki birileri ona da işaret diliyle anlanmıştır o kadar yani. İster istemez insanın gündemi değişiveriyor. Haliyle ana başlık hep bebek olunca yayılıyor haberler.  Bana sorarsanız başkalarının hamileliğine yaklaşımım ''bana ne abi senin hamileliğinden'' modundadır. Hatta başkalarının yaptığı ettiği yaşadığı herşeye karşı genel yaklaşımım bu. Bu tip şeylerin belli bir mahremiyet çerçevesinde yaşanması gerektiğine inananlardanım. Sanırım son inananlardanım. Yaptığımız ettiğimiz gittiğimiz geldiğimiz yediğimiz içtiğimizin zorumuzla birilerinin gözüne gözüne soktuğumuz işin cacığı çıkana kadar aleme kendimizi ifşa ettiğimiz sosyal medya çağında yaşarken ne kadar da abes ve uzak bir şeyden bahsettim. Mahremiyet! Ayrıca siz mutluluğunuzu paylaşırken ondan yoksun olan birinin yüreğini acıtıyor olabileceğiniz hiç aklınıza gelmiyor mu? İnanın bu kadarcık bişey yazıyorum ya... Bir evlat arayan annenin yüreğine dokunur mu ki diye düşüne düşüne yazıyorum. Hamilelikle ilgili yazılar okurken bir yerde karşıma çıkmıştı. Eski devirlerde kadınlar bebek beklediklerini öğrenince uzlete çekilir gözden uzak bir yerde doğum zamanını beklerlermiş. Şöyle bir düşününce o kadar sağlıklı bir durum ki. Bir kere topyekun stresten uzak ve anne için son derece konforlu bir hamilelik geçirmenin zemini hazırlanıyor bu şekilde. Çünkü ben gibi tenhalığı seven biriyseniz etrafınızda fazla insan olması son derece sinir bozucu olabiliyor. Hele hamilelik gibi kırılgan bir evredeyken, sizin ahvaliniz komple çocuğa kopyalanıyorken lüzumlu lüzumsuz söylenen şeyleri duymak dinlemek istemiyorsunuz. 

Hamilelik haberimi duyan neredeyse herkesten tuhaf tepkiler aldım. Tabi herkes çok sevindi ama sonra hal hatırla beraber hamileliğimin nasıl geçtiğini sorma faslına gelince öyle pek de şikayet etmememe rağmen "sen dahaaa neler olacak bak bekle bu günler en kolay günlerin, öğürmekten gözlerin klozete düşecek, kusarken bebeği de kusacaksın, mide bulantısından gebereyazacaksın, karnın koccaamaaaan olacak önünü zor göreceksin " gibi minnoş iç açıcı kehanetlerini de hemen iyi dileklerinin arkasına iliştiriverdiler. Tabi gebelikle ilgili ilk tecrübesini yaşayan anne adayının ruh halini siz düşünün. Ya anam benim başıma neler de gelecekmiş haberim yok diye ağlamaklı olan bir Charlie Brown portresi çizin kafanızda ahan da işte o ben. 

Diyalog aynen şu...

-Nasılsın? Nasıl gidiyor hamilelik?
-Elhadülillah biraz yorgunum sadece. 
-Sen dahaaaa dur neler olacak bu daha hiç bir şey blah blah blah.... gibi gibi uzayıp giden engin tecrübeler!!!

Anne zaten o esnada gergin, hayatında ilk kez karşılaştığı bir durumun içinde ve nasıl hissetmesi gerektiğiyle ilgili son derece kararsız. Yani emin olun bir hamileye daha senin başına neler gelecek bekle de gör demek hiç de yardımcı olmuyor. 

Sonra bir de herrrrkesin uzman kesilme sorunsalı var. Kendi daha evvel doğum yapan her annede genç yaşlı bir bilgilendirme ihtiyacı içinde olma hali, kendi engin tecrübelerini sana aktarma potansiyeli... Evet bazen hakikaten insan büyüklerin tecrübelerine ihtiyaç duyuyor. Bu değer verdiğim birşeydir ama evvela danışacağım kendi ailem olurdu herhalde be güzelim. Ayrıca sen başka ben başka, yerimiz yöremiz tarzımız tavrımız rutinlerimiz standartlarımız hayatlarımız bedenlerimiz bammmmbaşka. Nasıl senin enginliğinden yararlanmamı bekleyebilirsin. Bir de Allah insanı öyle bir donanımlı yaratmış ki otomatik olarak anneliğe programlanıyorsun. Hiçbirşeyle ilgili endişe etmene gerek yok. Düşünsenize sizi uyutup beyninizde bebek için yararlı kimyasal depolatan Mevla'dan bahsediyoruz. Yani annenin bunda bir dahli mi var?!

Şimdi ne yapmıyoruz?

Bir. Uyuyan yeni gebe kalmış kadına dokunmuyoruz. 
İki. Uyanık yeni gebe kalmış kadını hamileliğinin safhalarıyla ilgili korkutmuyoruz. Ayrıca herkesin vücudu farklı prensiplerde işliyor. Kiminin çok zor ama kimininki de çok kolay olabilir. Biz kolay olmasını ümid edip hamileyi yüreklendirelim.
Üç. Fikrimiz sorulmadıkça uzman kesilmiyoruz. Ay bak cınım bulantıların için bende civanperçemi aromalı çakşır otu çayı tarifi var. Hemencik bi telefon et gönderiyim. Ya bırak! Tamam sağol yardımcı olmaya çalışmaları güzel ama sana gelen bana gelmeyebilir, daha beteri bana bebeğime zararı olabilir sen bunun yükümlülüğü altına nasıl giricen? Ama arkadşlarımdan bir ihtiyacın olursa istediğin birşey olursa biz hemen buradayız diye gönlümü alan kibar yüreklere de haksızlık etmem. Sağolsunlar hakikaten hatrımı aldılar. Bence en güzel tavır da bu zaten. 

Ayyy ay işte böyle azizler. Bir hamilenin günlüğünü okudunuz. Aslında daha yazacak o kadar çok şey var ki... Fakat ufaktan uyku bedene girer. Daha sonra yeniden yazarım inşaallah. Hoşçauyuyun cancış mıncış mıncışlar. Adios


2 yorum:

  1. Ben şu ayıma kadar(5) hiç öyle uzun uzun uyuyamadım, ona yanarım. Uykum bölününce tekrar uyuyamama gibi nalet bir huyum var. Misal bu yorumu sabah 4:50'de yazıyorum, bir buçuk saat kadar önce uyandım, hala baykuş gibiyim. Başım ağrımasa bir şey değil, diyordum ama veletimin hormonlarını da yemişim bilmeden. :/

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bak posta da yazmışım geceleri ben de uyanıp bir daha uyuyamıyordum. Hatta başka bir posta yazdığımı hatırlıyorum komşum gündüz uykumu böldü diye kadına ateş püskürmüşüm. Bir de acayip çarpıntıyla uyanıyordum uykumu böldüklerinde. İlk ili ayda o deli uyku evresi. Sonrasında bu hal normal. Analık bacım. Daha karnındayken başlıyorsun cilvelerini görmeye. Hep hayırlarını görelim güzel günlerini devletlerini görelim inşaallah

      Sil

Senin fikrini de alalım?