10 Kasım 2017 Cuma

Galata Mevlevihanesi part-2, Dogo, Sanat Galerisi, Mor ve Ötesi

Hayırlı Cuma'lar cemaati müslimin. Bugün bayram edenleri görelim zira Cuma müminlerin bayramı diye müjdeliyor Allahu Teala. El kaldırıyorum, ben. Öte yandan bir de deliye hergün bayram olması durumu var oraları hiç karıştırmıyoruz. 

Size bol fotolu bir başka postla daha geldim. Galata Mevlevihanesi'ne gittiğimiz gün o kadar çok fotoğraf çekmişim ki alakalı olanların tümünü bu postla bitirmeyi planlıyorum. Malumunuz çok uzun oldu diye bir post daha yazacağım demiştim. Gerçi Mevlevihane ile ilgili diyeceğim herşeyi, düşündüklerimi hissettiklerimi paylaştım. O yüzden fotoların altına kısa açıklamalarla idare edeceğim. 


 Eğer sufizme meraklı iseniz size pek ilginç geleceğini düşündüğüm alt katta döneme ait tekkede kullanılan eşyalar sergileniyor. Tarikatlarda her kolun ayrı bir usulü, geleneği olduğu gibi bu durum  kılık kıyafetlerde de farklı farklı tezahür etmiş. Açıkcası ben rutubet kokusunun verdiği rahatsızlıktan dolayı tek tek incelemeden uçtum. 



Gelelim şu yukarıdaki şahane şeye. Hani bu postun 1. partında bir sanat eseri daha paylaşmıştım da hangi materyalle yapıldığı, eser sahibinin adı gibi hiçbir bilgi yok ama ben hayran kaldım demiştim ya... İşte bu eser de aynen ondan. Gerçekten bu kadar alelade baştan savma teşhire hazırlanmış olmasını anlayaıyorum. Yani şu parça masterpiece bir eser. O beyaz yerler sedef ya da fildişine benziyor ama anlayamıyoruz ki. Yine ne eser sahibi belli ne yapıldığı malzeme öylece orada yine çürümeye terkedilmiş. Demek kaderi güzellik, nadidelik, harikuladelik belirlemiyor. Yoksa bu kadar muhteşem bir şeyin en gözde yerlerde şanına layık şekilde teşhir ediliyor olması gerekirdi. Ne yazık ki anonim bir eser olup yitip gitmiş. Bu arada üzerinde Enbiya suresinden Peygamberimize (s.a.v.) hitaben ''Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.'' mealindeki 107. ayet yazıyor. Bir de ''Ali'' yazıyor. Eserin hakkında başka da bilgi yok.



Bu da yine bir başka hoşuma giden hat eseri. Yine eser sahibi belli değil. Yine orada öyle duruyor. Ftoğrafta belli olmuyor ama çok kocaman bir tablo. Bir de çok güzel, kocaman, kenarı sedirlerle çevrili bir sofada sergileniyor. Üzerinde Nisa suresi 58. ayetten ''Allah size hükmettiğiniz zaman insanlar arasında adaletle hükmetmenizi emrediyor.'' anlamına gelen bir bölüm yazıyor. 


Bakın Hamuşan'da kimin kabri var. İlk matbaanın kurucusu olduğu söylenen İbrahim Müteferrika. Hafız Osman'a da sultan Abdulhamid'in kabrinin olduğu hazirede, Şeyh Galip'e ise yine Galata Mevlevihanesi'nde rastlamıştım. İsmini duyduğumuz insanların nerede yattığını bilmiyoruz ama arada böyle karşımıza çıkınca değişik oluyor. Tıpkı adını duyduğumuz ünlülerin nerede yaşadığını bilmediğimiz ama zaman zaman karşımıza çıktıkları gibi. Sadece ölüler mukim. Mesela geçen gün şarkıcı Gökhan Tepe ile kayınvalidemin sokağında karşılaştık. Oyuncu Uğur Pektaş ile bir alışveriş merkezindeki kafeteryada. Yani hayat tuhaf, ilginç tesadüflerle dolu. Artık insan karşılaştığı hiçkimse ve hiçbirşey için hiç sevmediğim sevimsiz Cem Yılmaz'ın meşhur ''ufo gören masum köylü'' benzetmesindeki gibi bir hayret yaşamıyor. Herşey olağan, normal ve kaderin akışı dahilinde. Allah yolumuzu bunlar gibi lüzumsuz boşbeleş heriflerle değil,  hep iyilerle, hayırlılarla kesiştirsin. Amin Anneannemin çok sevdiğim bir duası vardır. ''Allah sevdikleri ile yar etsin, sevmediklerinden ırak etsin.'' derdi. Amin. 


Kabristanların süsü kediler. Neden bilmem hep oralarda yuvalanırlar. Neredeyse gittiğimiz hemen her türbede, kabristanda çektiğim bir-iki kedi fotoğrafı vardır. Hele Eyüp'ün kedileri... Ve bu fotoğrafla Mevlevihane turumuz hitama erdi. 


Gelelim Galata'daki kısa turumuza. Sanat galerilerini çok seviyorum. Öyle sergi sergi gezen bi tip değilim ama bulunca doğal bir çekim ile oraya doğru akıyorum istemsiz bir şekilde. Hani önceki partta bahsettiğim düşmanca tavır sergileyen adam vardı ya... Burası onun galerisi. 


Böyle yerlerde klımı kaçırma ihtimalim var zira o kadar mutlu oluyorum ki şu resimlerle yirmi dört saatimi geçirebilrim.


Ne tuhaf ki galeri sahipleri çok acımasız. İnsanın sırf bakmaktan duyduğu mutluluğu yaşamasına ettikleri müsaade sadece iki dakika. Bilemedin üç olsun. Benim için bir tabloyu izlemek, denizi seyretmek gibi. Dinlendirici, huzur verici, mutlu edici etkileri var üzerimde. Dahası ilham denilen şey uçup konuyor insanın omuzlarına. Ama yok! İnsanlar o kadar materyalist yaklaşıyor ki ülkemizde sanata. Tamam hak veriyorum orası onların ekmek teknesi lakin üç dakikada bakıp, beğenip, almanı bekliyorlar aksi halde o galeride bir işin olamaz. Hasılı o üç dakikayı fotoğraflamakla ve adamın lakırdılarını dinlemekle geçirip dükkanı terkediyorum.


Bakın burası şahane bir dükkan. Her ne kadar içindeki tek bir satış elemanından ufacık bir tebessüm dahi koparamamış olsam da çok beğendiğim için paylaşacağım yoksa onlara reklam olmasını sağlayıp kuruşluk prim yapmalarını istemezdim. Neden bu kadar düşmanca tavır sergileniyor anlamıyorum. Hani Mor ve Ötesi'nin bir şarkısı vardı.. Bulabilirsem sona eklerim. Orada diyordu ya... ''Herkes neden düşman, herkes neden pişman..'' Aynı o misal o muhitte neredeyse herkes düşman. Sadece arap turistlere ılımlı yaklaşılıyor onlar da kazanç kapısı olduğundan.  Neyse efendim eğer elemanların sirke satan suratına tahammül edebilirseniz fantastik bir diyar.


Kalite anlamında pek bir beklentiniz olmasın. Zaten fiyatlarda uçuk kaçık değil. Ama ayakkabıların herbirinin üzerinde tasarımcılar çalışmış ve ayakkabıları tuval olarak kullanmışlar. Hepsi birer sanat eseri. Eğer hala 18/20 yaşlarında olsam tammmm benlik. Eskiden Irreguler Choice'lara bayılırdım, hala bazılarını giyiyorum. Meraklısı için buraya tıklayıp mutlaka bir inceleyin. Ayağına cupcake giymek gibi bişi. İşte bunlarda aynı değişiklikte diyeyim siz anlayın. Ama kesinnnnlikle aynı kaliteyi beklemeyin. Yine de amaya değer. 


Fotoğrafı yakınlaştırıp inceleyebilirsiniz. 



Oysa ki artık şu minvalde ayakkabılara geçiş yapalı çok oldu. Çünkü anne olmak bunu gerektirir. Yine de renkten ödün vermem. Gülen surat emojisi. Ayrıca karolar eski bir hanın içinden. Nasıl orijinal... Karolara ayrı bir muhabbetim var. Bulduğum göze hoş gelen her zeminde bu tip bir ayak fotoğrafım vardır. Gözünden yaş çıkarak gülen emoji.



 Ve meşhur Galata kulesi ile bitireyim. Tekrar herkese hayırlı Cuma'lar. Gidip biraz Allah'lık işler işleyelim. Adios



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Senin fikrini de alalım?