12 Aralık 2017 Salı

Yeraltı Mescidi, Sahabe Kabirleri

Artık neredeyse tamamen dışarı çıkmadığım şu günlerde, geçtiğimiz yaz neredeyse her haftasonu yaptığımız türbe ziyaretlerimize hasret kaldım. Ayrıca da gönlümün arzuladığı bazı yerler var. Tekrar gitmek istediğim. Çünkü oralarda manyetik bişey var. Böyle tuhaf bişey. Bilmiyorum işte anlatamıyorum. Biz buna ''Çok maneviyatlı'' deyip geçiyoruz ama bakın okuduğum bir kitapta büyükler ne demiş:

İmam Razi'den;

''Gelen insanın ruhu ile kabirdeki zatın ruhu birer ayna gibidir. Birbirinin karşısına geçince her birinin ışığı ötekine akseder, yansır. Bir zat öldükten sonra ruh aleminden ve rahmeti ilahiden ona gelmiş olan ilimler, kuvvetli eserler, onun ruhundan ziyarete gelen kişinin ruhuna geçer.''


Seyyid Abdulhakim Arvasi'den;

''Büyük bir zatın kabrini ziyaret eden kimse ona rabıta ederse, yani dünya işlerini hiç düşünmeyip, kalbine hiçbir şey getirmeyip, o zatın ruhunu, his organları ile anlaşılamayan bir nur farz ederek, bunu kalbinde bulundurursa, o ruhtan kendi kalbine birşeyler akmaya başlar. Çünkü evliyanın ruhları, feyizlerin kaynağıdır. Kaynağı kalbine koyan, bunun feyzine, nimetine, bilinmeyen ihsanlarına elbette kavuşur. Ruhu kuvvetlenir, olgunlaşır.''

Şimdi anladınız mı neden türbe ziyaretleri yapıyoruz?! Oralara gitmek  ''Ölü insanların mezarlarını ziyaret etmek'' ten çok daha öte çok daha ziyade birşey. Biz de kendi payımızca nasiplenmek istiyoruz. Ayrıca ben Allah sizi inandırsın hiçbir yerde olmadığım kadar deşarj olup dönüyorum oralardan. Hani sıkılırsınız, ruhunuz sıkılır, canınız, içiniz sıkılır. Amaaan bi çıkıp hava alayım, açılayım dersiniz ya... O gidilen alışveriş merkezleri, sinemalar, kafeler, restoranlar, hiçbir eş dost ziyareti, hatta hiçbir terapist, psikolog, psikiyatr buraların size verdiği rahatlamayı veremez. Hakikatte ben insanın çok olduğu yerden, çok konuşulup boş konuşulan benim de ister istemez o döngüye sıkıştığım yerlerden evime dönünce rahatlamış, deşarj olmuş, iki lafın belini kırmış da ohhh içimin ağusunu atmış hissetmiyorum. Aksine bu işler bende aksülamel yapıyor. Daha bi ruh sıkıntısı, kasvet falan filan. Yani buralar değişik yerler. Allah nasip ederse yine gitmek istiyorum, siz de gidin. Bakın şimdi size çok ilginç bi yerden daha bahsedeceğim. 


Buraya Galata Mevlevihanesine gittiğimiz gün son dakika bonusu olarak gitmiştik. Ve eğer burası denk gelip de ziyaret edemeseydik, eve sadece Mevlevihaneyi ziyaret ettikten sonra dönseydik ben ne bileyim böyle pek de tatmin olmuş, gönlüm dolu hissetmeyecektim. 

Bu yeri birkaç kez çeşitli yerlerde görmüş, duymuş aklımın bir kenarına yazmıştım. Ne kadar zamandır gitmek istiyordum da nasip olmamıştı. İnsan bazı yerlere çağırılıyor gibi oluyor. Bizi resmen Allah buraya itti. O gün Galata'da gezdik. Dönüş yoluna koyulduk. Sirkeci'ye yürüyüp oradan metroya binicez. Karaköy'e inince benim kafam zınk etti. Çünkü ne zamandır görmeyi istediğim o yer Karaköy'deydi. Karaköy'de ama neresinde bilmiyoruz ki. O gün zaten çok yürümüşüz, yorgunuz. Bi de ben kendimde bi değişik haller hissediyorum, aslında biraz şüpheleniyorum da ama daha hamile olduğumdan haberimiz yok. Dedik ki yakındaysa gidiverelim ama çok uzaktaysa artık başka bi gün geliriz.. Hemen telefonların haritalarından baktık. Burnumuzun dibi. 

Böyle çok iyi bilmem ama oranın bi dokusu var. Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki gibi.. Bakımsız, köhne, eski binaların arasında bir yer altı mescidi. İçinde Üç sahabenin kabri var. Zaten içeri girer girmez hava hemen değişiyor. Bir sürü rivayetler var. Bizans zamanında zindan olduğundan, sonrasında su sarnıcı, mühimmat deposu olarak kullanıldığına kadar. hangisi doğrudur bilinmez yalnız üç çok kıymetli sahabe efendilerimizin kabri, makamı orada. 

Amr bin As
Süfyan bin Uyeyne
Vehb bin Huşeyre (radıyallahu anhum)

Amr bin As ve Vehb bin Huşeyre radıyallahu anhumun makamları olduğu ama Süfyan bin Uyeyne'nin bizatihi kendisinin orada medfun olduğu da rivayet edilegelmiş. Rivayet edilen o ki.. Bu zat o mescid bizans zamanında zindan iken İstanbul gazaları sırasında gelip esir düşüyor ve o zindana kapatılıyor. Orada işkenceler sonucu şehid olup aynı yere gömülüyor. 


Gerçekten çok güzel, çok huzurlu, çok çok çok.... diye ifade edemeyeceğim bütün hoş duyguları içinde barındıran enteresan bir yer. Eğer İstanbul'da yaşayıp hala gitmediyseniz acilen ilk fırsatta koşun. İstanbul dışında iseniz de Allah bir gün ziyaret etmeyi nasip eder inşaallah.

Bu da türbe ziyaretlerini çok özlemiş hamiş birinin bu geceki postu olsun. Hayırlı geceler cinconlarım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Senin fikrini de alalım?