6 Aralık 2017 Çarşamba

Bir biyografi: Maudie (Maud Lewis)

Günler geçiyor. Geçerken de birşeyler oluyor bitiyor ama sanki rüya gibi mi nasıl bilmem. Sonra ona da yaşamak diyoruz biz.

Mesela kısa vadede annecim geldi döndü. Uzun vadede hamileliğimin altıncı ayına girdim bile. Daha da uzun vadede bu ay taşınalı bir seneyi devirdim. En uzun vadede yine bu ay evleneli üç. Uzay uzun vadede önümüzdeki Ocak otuz. Yani cicişler hayatın mottosu ileri! İleri ve yukarı.

Aslında bu postta bir film anlatacaktım size ama girizgahtan sonra olay böyle gelişti. Yine de hedeflediğim konuya döneyim de şu filmden biraz bahsedeyim diyorum.



Bir zamandır okuduğum kitabın, izlediğim filmin faydalı olmasını arzu ediyorum. Yani bana bişey katsın, fikir dünyamı, bilgi dağarcığımı zenginleştirsin, tefekkür ettirsin, ona ayırdığım zamana deysin istiyorum. Böyle düşüncelerle bir film seyretmeyi arzu ederek bilgisayarın başına oturdum. Ama öyle popüler gişe filmi istemiyorum, ille birşey katacak diye aygın baygın festival filmi de izlemek istemiyorum. Zaten hiç tarzım değil, tahammül edemem. Sadece alt metni dolu, böyle insanın ruhuna, duygularına dokunan, düşündüren bişey arıyorum. Hani arayan bulur ya.. Öyle çok da aramadan şıp diye karşıma çıktı. Gerçi söylemesi ayıp biraz nereye bakacağını da bilmek gerek galiba. Ne istediğimi bildiğim için sadece böyle filmlerin yayınlandığı bir site var, direk oraya gittim. İlk sayfada karşıma Maudie çıktı. İlgimi çekti. Konusundan çok yüzeysel bahsediyordu. Imdb'ye gidip fragmanını izledim harikulade manzaralar, çok güzel görüntüler var filmde. Dedim bu tam benlik. Tırt çıksa da iki göz banyosu yapmış olurum. Meğer nasıl etkileyiciymiş. Gerçek hayattan uyarlama filmler genellikle böyle oluyor. Çünkü her insanın hayatından bir roman, bir senaryo çıkar. Hele bazıları daha da ilgi çekici, ibret verici. Bu film de gerçek hayattan uyarlama. Beni gerçekten çok etkiledi ve heyecanlandırdı.

Ethan Hawke, Sally Hawkins 

Kanada'lı artist Maud Lewis'in doğuştan bir hastalığı varmış. Tam olarak mahiyetini bilmiyorum ama sanırım vücudunda bir çeşit kronik romatizmadan mütevellit deformasyonlar oluşmuş ve yaşlandıkça bu ilerlemiş. Henüz gençken anne ve babasının ölümünden sonra erkek kardeşinin onu kendi başının çaresine bakamaz gerekçesiyle halasının yanına götürüp bırakması ve evlerini satıp Maud'a hiçbir pay vermeden parayı harcaması onu iyice çaresiz bırakmış. Merak edip biraz araştırdım filmdeki tüm detaylar Maud'un hayatının ekrana kopyalanmış hali. Yaşadığı yer, yaptığı resimler, küçük kulübesi... Bu yüzden senaryo gerçeğe ne kadar yakın bilmiyorum ama bir süre sonra halası da onu yanında istemeyince yanında çalıştırmak üzere hizmetçi arayan aksi, huysuz, asosyal, kendini toplumdan soyutlamış balıkçı Everett'in yanında yiyecek ve barınma karşılığında çalışmaya başlamış. Filmde Everett zaman zaman ona karşı çok acımasız görünüyor ama içten içe o kadar bağlanmış ki kadına.. Yani dedim resmen Rabbim ne büyüksün müslüman olsun, gayri müslim olsun, insan olsun, hayvan olsun ne olursa olsun kulunun sahibi sensin. Hani derler ya garip kuşun yuvasını Allah yapar diye. Rabbim o adamı o kadına resmen sığınak, hayat arkadaşı, bakıcı yapmış. İşte buna çok duygulandım. Anneannemin bir lafı vardı.. Kulundan değil, kılından geçmez derdi. Ne kadar doğru.

Gerçek Maud Lewis

Maud'un yoksulluk içindeki hayatının hırstan uzaklığı, Everett'in ilk başlardaki tüm aksiliklerine rağmen anlayışlı, mülayim tavrı, hatta bahçelerindeki tavuğu kesmek için yakalayınca başını kütüğe yaslarken defalarce özür dileyip tüylerini okşaması... Rabbim o bedenin içinde nasıl bir ince ruh yaratmış. Yaptığı eserlerden, hatta fotoğrafındaki ifadeden bile belli.



Zamanla hizmetçi olarak geldiği evin hanımı oluyor Maud. Evinin her detayını resimleriyle süslüyor. Kendi iç aleminin renklerini yaşadığı yere tezahür ettiriyor. Everett'le evleniyorlar, uzun, zor, ama huzurlu denebilecek bir hayatları oluyor. Maud hayatı boyunca resim yapıyor. Zamanla hasbel kader resimleri tanınıyor, talep görüyor. Hatta öyle ki Nixon dahi Maud'un müşterisi oluyor. Yine de tamah etmiyor. Kifayet miktarına resimlerini satıyor. Ve yoksulluk içinde ömür tüketip ölüyor.

  Kulübesinin içi

Biz müslümanlar hayatta imtihan olurken ahirette mükafatını Allah'tan umarak sabreder ve bekleriz. Ama imanla ölen biri içindir bu. Bu dünyada bu kadar çile çektikten sonra iman etmeden öbür dünyaya göçmesi insanların o kadar ibretlik geliyor ki bana. Yani hem bu dünyaları çok zor. Haydi bu dünya geçici. Hem de ahiretleri ebedi ziyan oluyor. Rabbim kıymetli imanlarımızı korusun ve kendi huzuruna imanlı müminler olarak çıkartsın bizi. İki cihanımız da cennet etsin amin.

Kulübesi

Güzel manzaralar, sıcacık hoş sevimli kareler görmek, dahası tefekkür edip ibret almak için izlemek isteyenlere Maudie filmi tavsiyemdir. Ben çok etkilendim. Haydi siz de iki tefekkür edin cinconlar. Ah bir de Kanada'ya yolu düşeniniz Maud'un eviyle, eserlerini görün bence. Sona yaptığı resimleri ekleyeceğim. Adios.


Gerçek Maud ve Everett Lewis orijinal foto


Not: Oyuncular öyle bir efso iş çıkarmışlar ki, olayı sanatın zirvelerine taşımışlar. Ethan Hawke hiç hoşlanmadığım bir oyuncudur ama bu filmde gerçekten yardırmış adam. Ayrıca kadın oyuncunun ne kadar başarılı olduğunu ancak izleyince anlayabilirsiniz, ben anlatamam. Söylemeden geçemedim.







6 yorum:

  1. Gerçekten çok değerli bir yapıt. Siz de çok güzel yorumlamışsınız. Emeğiniz için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  2. Film beni de cok etkiledi,1 saattir Maud lewis i arastiriyordum ki sizin yazinizi gordum.ne guzel yorumlamissiniz cok duygulandim...ozellikle de bu dunya ve ote dunya yorumunuza.umarim bu kadincagiz da imanli gitmistir...sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin inşaallah. Okuyup yorum bıraktığınız için ben teşekkür ederim. Bizden de sevgiler

      Sil
  3. Filmi de yorumunuzu da çok beğendim. Siz de çok duygulu yorumlar yapmışssız tebrikler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğunu ve yorum bıraktığınız için teşekkür ederim.

      Sil

Senin fikrini de alalım?