13 Aralık 2017 Çarşamba

İçimi Kustum



Size de selam eş kadrosuyla sınıf atlayan pambık prensesler. Size de selam pambık prensese zehir zıkkım elmasını bi türlü yedirmeye muktedir olamayan sivilceli cadılar.

Uzunca bir süredir numara yapıyorum. Alın size itiraf. Numara yapıyorum resmen. Sanki sevgi pıtırcığıymışım da herkes birer aşk papatyasıymış ben de onları koparmaya asla kıyamıyormuşum gibi numara yapıyorum. Aslında hunharca hepsinin yapraklarını taaa ciğerinden sökesim olduğunu ve hepsinin de bunları sapına kadar hak ettiği gerçeği yokmuş gibi yazarken ve yaşarken numara yapıyorum. Çünkü bilinç altımda bir zehir olduğunu fark ettim. O zehir şuydu: Gerçeklerimden kimse hoşlanmaz ve hoşlanmazlarsa toplumda kabul görmem. Görmezsem ne olur nen? O kabul görmeyeceğim toplum da kim? Ben onları kabul ediyo muyum bakalım?

Toplum ister gerçeklerime hazır olsun, ister olmasın çok da lülüm olmakla beraber onlar benim gerçeklerim. Beni ben yapan hissiyat, fikriyat, bilimum vesaire şeyler. Eskiden, bekarlığımda ben böyle biriydim ve kendim gibi olmayı özledim. Ebem kırılmasın, nenem bozulmasın, kayınnam incinmesin, kaynatam darılmasın diye diye diye kişiliğimi şahsiyetimi bu kadar törpülememi hak etmediğim için kızdım kendime. Sonra dün gece bi aydınlanma yaşadım.Tabi kafama bi saksı düşüp, bi tokmak inip, Demokles'in kılıcının tehdidi altında olup ışığı görmedim. Aksine aynı kılıcın tehdidi altında yazıyorum bunları. Ama inerse insin. Dedim ya artık ne duysam sinek vızıltısı. Söyleye söyleye calla ettiler. Sonunda kulak tıkamayı da öğrendim yani. Gözünü sevdiğimin atası ne demiş: Söyletme arsız edersin, istetme hırsız edersin. Sonunda söylettiniz.


Neyse işte dün gece bir kadının blog yazılarını okudum ve resmen kafamda ampul yandı. İçimdeki eski ben, hakiki ben uyandı. Çünkü kadın az biraz benimle aynı dertlerden muzdarip, aynı dilden yazıyordu. Üstelik karnını yarsam bir cim çıkmayacak, cühela takımı, yine de zavallılığına bakmadan seni beni beğenmeyen, lakin başta benim beğenmediğim lamdonla gezen ayran müdavimleri zevatın toplum baskısı, eleştirisi artık ne derseniz aldırmadan benim eskiden yaptığım gibi yardıra yardıra yazıyordu ve bir kitap çıkararak samimiyetin de hala prim yaptığını manikürlü tırnaklar, röfleli saçlar, dantelli boneler, hörgüç kafalar, kafa üstü güneş gözlükleri, yurt dışı selfileri, samimiyetsiz gülüşlere falsolu bir tekmeyle bi güzel ıspatlamıştı.

Ha ha! Kitap falan çıkaracak değilim. Ama bu bloga kendi kitabımı yazıyorum. Beyenmeyen yallah.

Şimdi. Ben böyleyim demek istedim. Artık ay baldızım kızarır, yengem bozarır, yok eltim morarır gibi tantanalarla uğraşacak vaktim yok çünkü ömür sermayesi o kadar bereketli değil. Kızarın, bozarın anacım. Alınan üstüne de alınsın. Hatta alınsın da belki beyne oksijen varır özeleştiri damarları genişler. Hepiniz damar sertliği olmuşsunuz şekerim. Kan akışı var da sadece yemenize, içmenize bi de afedersin sindirmenize yarıyo o iş.

Bodoslama laf saydıran dikenli topuzarlardan, iki kelam dert dinlemekten aciz sahte kibarlık soytarılarına kadar bıkıp usanmış vaziyetteyim. Topunuz gelin, çünkü hepinizi yicek kadar iştahım var. Ham yaparım.

Hadi çaçav

2 yorum:

  1. :))) Deli. Bakıyorum sahalara geri dönmüşsün beybim.:)) Özlemişiz. Velakin, sorumlu bir müslüman olarak ben yine de sabrı tavsiye edeceğim. Edeceğim de, bazı tipitoşlara karşı aynı isyan bayrağını benim de çekeceğim geliyor ara sıra, bakma :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha isyan bayrağını çektim. Tabi topluma karşı istan söküyor da Allah’a isyan haşa sünme yamultur adamı. Yani canımım ben de aslında “sabredeydim eyiydi” dedim ama içimdeki yüzük görünce canavar olan Bilbo Beggins uyandı. Kısa zamanda hanım hanımcık olmam temennisiyle.

      Sil

Senin fikrini de alalım?