18 Ocak 2018 Perşembe

Instagram'dan kurtuluşum ve hamileliğin yedinci ayı

Hamileliğin yedinci ayı. Gitgide ağırlaştığım ama kendi halime bırakıldığımda hiç problem olmayan günler. Zaten kimsenin kimseye bir faydası yok. Hoş kimseden bir beklentim de yok. Gölge etme başka ihsan istemem modundayım. Kendimle, çocuğumla ve kocamla hemhal olmak istiyorum. Belki  başkaları için rahatsız edici bir durum olabilir ama böyle hissediyorum yapacak birşey yok. Sıkboğaz edilince de ben çok rahatsız oluyorum. Malum insan denen nesne halden anlamaz. Sen karnın burnunda pinpon topu gibi yuvarlansan da karşındaki ben merkezli düşündüğü için o anda ona önemli gelen sadece kendi keyfidir. Her anda olduğu gibi... Sana sıkıntı vermiş, daha doğmamış bebeğinin hakkına girmiş, hamile halinle seni gecenin bir yarısına kadar ayağa dikmiş umuru değil. 

Halbuki bakıyorum milletin hamilelikleri aman yarabbim ne tantanalı. Leblebi kadar karınla kıyma kadar çocuk doğuran kadının nazından niyazından yanına varılmayanlarını gördüm. Zıbara zıbara doğurdular. Öyle devasa göbekle, kanamalı ve düşük tehlikesi olan günler dahil ne misafirim geri kaldı maşaallah ne işim gücüm temizliğim. Üstelik risk yüzdesi tavan bir rahim ameliyatının ardından gebe kaldım. İki kere itina gösterilmesi gereken bir hamilelik süreci geçiriyorum. Buna rağmen gıkımı çıkartmıyorum.  Herkesler pek hanım evladı. Biz de çektiğimiz kadar yükleniyoruz. Malum eşek olursan semer vuran çok oluyor.

Neyse biraz dertliyim bu konuda işte.. Ama insanlara haydi kırılmasınlar diye ses çıkaramıyorum ya... Bari buraya döküleyim. 

Nice zamandır içimden geçen instagram  pisliğinden kurtulma planımı hayata geçirdim. Doğumu bekliyordum ama dün kuvvetli bir his artık zamanı  geldi dedi ve yaptım. Nasıl bir rahatlama anlatamam. Tabii insanın vücudunda şartlanmış hareketler ve beynindeki alışkanlıklar ister istemez elini telefona yönlendirebilir ama bunun yeri daha başka faydalı bir alışkanlıkla doldurulursa problem olmaz zannımca. Mesela her telefona bakma isteği uyanınca kitabından bir sayfa daha okumak gibi. Bu aşırı derecede instagram-İnternet bağımlılığı oluşan kişiler için. Normal şartlarda hiç de zorlayıcı bir yanı yok. Zaten o kadar büyük bir rahatlama ve ruhsal d-tox oluyor ki anlatamam. 

Çünkü ben hergün  insanların sahte yüzlerini görmekten, olmayan şeylerin var gibi, olanların yok gibi gösterilmesinden, görüntü ve bilgi kirliliğinden aşırı yorulmuştum, bıkmıştım. Kadın kişisel gelişimini tamamlayamamış, ruhsal buhranlarda her halinden belli. Önünde kahve  huzurdan dem vuruyor. Çocuklar evi papaz harmanına çevirmiş, cinnettin kapıda. Kadın mükemmel annelik ve çocuklarıyla haftasonu keyfinden bahsediyor. Kocasıyla ringten yeni çıkmışlar, rövanş bekleyen boksörler gibi birbirlerine diş gıcırdatıyorlar. Ama fotoğrafın altında aşkitomla sahilde çay keyfi yazıyor. Kadın makyaj yapıyor, tuvalet masasındaki parfümleri de bi kuple kadraja sokup diyor ki; Arizona'dan getirdiğim taşlar da işte bunlar. İyi sok münasip bi tarafına. Ne alaka Allah'ını seversen... Sanki dünyanın bi mutlusu bunlar. Bunlara hastalık, dert, keder hiç uğramaz. Bunlar paso gezer, yer, içer, çeker paylaşır. Karekteri zayıflarla ergenler de bunların hayatlarını gerçek sanır, türlü depresyonlara sürüklenip kendi misler gibi hayatını beğenmez. Allah herkese akıl, fikir, idrak bir de samimiyet versin. Alayı sahne makyajı, her biri ağlayan palyaço olmuş bu garibanların. Elhamdulillah ben kurtuldum. Allah büyük söyletmesin de bir daha gerçekten ciddi bir zaruret olmadıkça hiçbir sosyal medya mecrasının angaryasına tahammül etmeye niyetim yok artık. 

Hani nasıl diyeyim... Rahmet bugün yağıyor mübarek de... Yere toprağa mı iniyor yoksa benim içime mi belli değil. Rahmet iyidir değil mi?! Yıkar paklar evelallah adamı. Feridun Düzağaç'ın bizim toyluk zamanlarımızdaki bir şarkısı geldi aklıma...

Yağmurlar! İçime içime içime yağıyor
İçimdeki kuraklık dinmiyor.
Bitmez sandığım yollar 
Aynı çıkmazda tükeniyor..

Herkesin yolu aynı çıkmazda tükenecek ne de olsa değil mi?! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Senin fikrini de alalım?