9 Eylül 2018 Pazar

Durum güncelliyorum




Kaç keredir şu sayfayı açıp hiçbirşey yazamadan kapatıyorum. Biliyorum bu girişimimde de tek seferde bitiremeyeceğim bu postu ama olsun.

Günler fırtına gibi geçiyor. Bu arada ben hala canım sıkılmaya vakit bulabiliyorum ya nasıl oluyor bilmiyorum... Sonbahar geldi malum. Bu mevsim beni her zaman daha depresif yapmıştır. Benim üzerimde epey etkisi var. Güneş saklanıp saklanıp dönüyor ya ben de iki ruh hali arasında gidip gidip geliyorum. Sanırım güneşin mutlu olmamla bi alakası var.  O kadar hızlı yaşıyoruz ki... yavrumla hayat her ne kadar rock konserine gidip kafa sallamışım sersemliğinde sürüyorsa da onun sağlıklı, iyi mutlu olması benim de mutlu olmam demek. Demek benim güneşim o. Ama bazen hayatla ilgili endişeler kafamda o kadar büyüyor ki... Nasıl bir hayatı olacak, okul hayatı nasıl olacak, ne şartlara sahip olacak, ne, nasıl, ne zaman, nerede, ne, ne, ne.... uzayıp giden sorular silsilesi listesi! Sonra durup düşünmekten ne kadar yorulduğumu duyumsuyor ve onun hayatına, kaderine müdahil olamayacağım gerçeğini hatırlıyorum. Sonra dilim döndüğü kadar dua etmeye çalışıyorum işte. Allah’a emanet edip rahatlamaya çalışıyorum. Bir de omunla ilgili olaylarda bir problem yaşadığım zaman kendimi çok suçlu hissediyorum. Yani birşeyi yanlış yaptığım için bunun sonucuna evladım katlanıyor ve benim yüzümden sılıntı çekiyor diye içim içimi kemiriyor. İlk bebeğim olduğu için tecrübesizliğim olduğunu itiraf etmeliyim. Ama akıl verenleri de çok dinlemek istemiyorum. Çünkü her kafadan bir ses çıkıyor ve doğru bir tane değil. Her bebeğin ihtiyaçları ve onlara sunulacak çözümler farklı. Mesela ek gıdaya çok çok yavaş bir geçiş yapıyoruz. İlk etapta meyve ve yoğurt verdim. Çok az miktarlarda ama hemen kabız oldu ve beş ayda ek gıdaya geçiş yaptığım üstelik de belki doğru meyveleri vermediğim (şeftali, siyah üzüm, bardacık eriği) için çok üzüldüm.

Öte yandan çok fazla”biz sana demiştik, hiç söz dinlemiyorsun” gibi sözler duyuyorum ve bu kendime güvenini daha da zedeliyor. “ Dinlemiyor muyum? Neden dinlemiyorum ki keşke dinleseydim!” gibi iç çekişmeler yaşamama sebep oluyor. Kaldı ki kimsenin sözünü kasti bir dinlememe durumum mevzu bahis değil. Aklıma yatmamışsa ve ya onların söyledikleri ile benim şartlarım örtüşmüyorsa olması gerektiğini düşündüğüm gibi davranıyorum. 

Öte yandan bir başkası çıkıp “bizim doktorumuz sebze püresi ile başlattı meyvelerin şekerini önce yattıktan sonra sebzeleri yemeyebilirmiş.” diye akıl öğretiyor, makul geliyor ama yine de akıl öğretilmiş olmaktan rahatsız oluyorum. Başka biri (komşum) arabadan inerken bizi görüyor ve “doktordan mı geliyorsunuz?” diye soruyor. Afallayıp hayır neden diye sorunca “ çocuk sürekli ağlıyor, neden ağlıyor bu çocuk?” diyor bana bir cinnet gelip “ boş zamanlarımda hobi olarak dövüyorum ben evladımı da ondan” diyesim geliyor ya sabır çekiyorum.

Tüm bunlarla beraber evimi temiz tutmaya çalışıyorum (malum kedili eviz), yardımcı almıyorum şu anda sürekli yardımcıya durum el vermiyor. Ama yardımcım Allah oluyor bin şükür. Oğlum iki dakika Caillou izlerken iki arada bir derede yemek yetiştirmeye çalışıyorum. (Evet ekranla tanıştı üstelik evde televizyon yokken ve bu da beni aşırı rahatsız ediyor ama tek elimde çocukla yemek yapabilmem ve odada oyalayacak bir kimse yokken tek başına durması  da namümkün olduğu için naçar kalıp on/onbeş dakika izlemesine izin veriyorum. Bu da vicdanıma diken gibi batıyor ama zorundayım. Bişey yemek zorundayız. Daha fotosentezle beslenme kabiliyeti geliştiremedik. Açmayın yaram.) 

İşte bu minvalde hayat sürüyor. Bütün eksikliklerim, yanlışlıklarımla anne olmaya çalışıyorum. Mükemmelim diyemem, çünkü insanım, mükemmel olamam. Ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Belki daha da iyi olmaya gayret edebilirim. İnşaallah ederim. Ama tüm bunlardan vakit bulunca arada bir banyo yapıp saç taramak ve diş fırçalamak da güzel bir duygu.

Herşeye rağmen hiçbirşeyden şikayetçi değilim. Çok güzel ve mutlu bir hayatım var. Çok şükür Rabbime. Sevdiklerim Allah’a emanet. Onlara bir zarar uğramasın, sağlıkları yerinde olsun da... Zaten hayatta bunun için varız. Mücadele ve kazanç. İnşaallah Mevla manevi kazancı imtihansızca en öok olanlardan ediversin amin.

4 yorum:

  1. Rabbim huzurunu artırsın balım. İnsanların her şeye yorum yapma, mütemadiyen tavsiye verme hastalığı olmasa dünyadaki huzur oranı kat kat artardı ya, elden bir şey gelmiyor işte. He deyip geçmek ve kendini sorgulamamak lazım. Sonuçta insanız, hata yapabiliriz ve illa birinden birinin "ben demiştim" dediği çıkar. Zira herkes konuşuyor, herkes farklı bir şey söylüyor. İnşallah ben senin kadar sabırlı olabilirim, şimdiden gerildim çünkü. Doğumdan korkmuyorum insanların müdahalesinden korktuğum kadar. :/

    YanıtlayınSil
  2. Sanırım bu yoruma dördüncü kez cevap yazılım. Bilmiyorum neden bir şekilde siliniyor. Haklısın Derya Ablacım insanları boşverip bebeğimize ve kendi mutluluğumuza odaklanmalı. Aksi halde herkes çok konuşuyor ve tutarsız konuşuyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumların silinmesi çok sinir bir durum, başıma geldi bilirim. Bi de ben yapmış mıydım yapmamış mıydım bir türlü emin olamam, iyice sinir olurum.

      Sil
    2. hahahah aynen neyse ki kalplerimiz bir😊

      Sil

Senin fikrini de alalım?