26 Eylül 2018 Çarşamba

Tully, elti terörü, şeker hoca ve yağmur


Yağmur. Özlenmiş. Özlemişim. Taaa ki gelene kadar öyle olduğunu bilmiyordum zira kış mevsimi içimde çocukça bir sevinç de getirirdi eski zamanlarda çünkü pencere kenarı üç k günleri (kitap, kahve, kedi) başlardı benim için. Üstüne de temiz uyku. Flufffy hemen gelip battaniyenin içine yanıma kıvrılırdı.
Şimdi kış yaklaşmaya başlayınca beni bir telaş aldı. Ya hayatımın minik aşkı üşütür de hasta oluverirse diye kafaları yiyeyazdım. İstanbul’da Eylül ayında kombi yaktırdım adama, çocuğa yün tulum giydirdim. Annelik yarı delilik net. Zaten son zamanlardaki gündemimiz onun defi haceti. Ek gıda kabızlığından muzdaripiz ve kendim rahatça tuvalete çıksam evladım kakasını yapmadı diye ağlayasım geliyor.

Bir de bugün eltimin, güzel pamuk evladımın resmini kendi oğluyla beraber instagramında paylaştığını gördüm. Kendim instagram kullanmıyorum ama internet ile ilgili bir iş için kayınvalidemin telefonunu elime almıştım. Malum artık anneanne babaanneler de telefon kullanıyor. Instagramı olmayan bi benim artık. Güya kullanmıyorum, kendi instagramımı evladıma daha verimli olabilmek adına kapatıyorum, saçının telini internette paylaşmadığım mübarek evladın fotoğrafı eltimin instagramında. Yani öyle bi samimiyetimiz yok, mıç mıç eltiler değiliz, çocuğuma bi hayranlık beslemiyor. Hangi akla hizmet böyle bir hareket yaptı anlamıyorum. Belki büyütülecek bir hadise değil ama rahatsız oldum. Prensiplerime, kendi kişisel tercihime saygısızca bu davranış canımı çok sıktı. Kayınvalidemden kaldırmalarını söylemesini rica ettim ama pek etkili olacağını sanmıyorum. Üstüne bir de kendi fotoğraflarımızı internette paylaşma konusunda son derece tepkili eşim bu konuyu onunla paylaştığımda “kim görecek ki onun profilinden oğlumuzu” diye umarsız bir yaklaşımda bulununca bana da cinnet ufaktan ufaktan yaklaşmaya başladı.

Yani bu mübarek evlad için ne yaparsam yapayım ne kadar koruma güdüsü ile hareket edersem edeyim insan acziyetinin çabasından öteye geçemem. Güzel Allah’ıma emanet.

Aslında bir zaman önce bir film izledim. Bu post onunla ilgili olacaktı. Anne olunca artık her mevzu ebeveynlik ile ilgili oluyor. Her konu oğluma bağlanıyor. Bahsetmek istediğim filmin adı Tully. Charlize Theron anneliğin her anlamda delice fedakarlığını o kadar güzel ortaya koymuş ki...

Konusu kısaca:
Mali durumu pek de yerinde olmayan üçüncü çocuğuna hamile annemize erkek kardeşi perişanlığına kıyamayıp doğum hediyesi olarak gece bakıcısı teklif eder. Önce töhmet altında kalmak istemediği için reddeder ama zamanla tahammülü haddi aşınca olaylar gelişir. Bence her ebeveyn izlemeli. Anneler bir kez daha ne kadar kuvvetli olabileceklerini hatırlamak ve teselli bulmak için, babalar da annelerin kadri kıymetini daha iyi anlayıp her şekilde onlara destek ve yardımı sonuna kadar esirgememek için izlemeli. Gerçekten kendimden çok şey buldum, çok etkilendim ve siz de ebeveynseniz kendinizden çok şey bulacaksınız eminim.


Diğer bahsetmek istediğim konu ise o ki; kuzum büyüyüp son zamanlarda idraki artmaya başladıkça aşırı derecede sıkılıyor ve ben yalnız bir anne olduğum için diğer yapmam gereken şeyleri tek elimde bebekle yapmak zorunda kalıyorum. Bazen namazı bitirene kadar dahi evde ortalık yıkılana kadar haykırarak ağlayıp bağırıyor. Bu yüzden ona birkaç dakikalığına ve kontrollü olarak zararı dokunmayacağını ve  kendimce faydası olacağını düşündüğüm şeyleri izletmeye başladım. Buraya bir parantez açıyorum. Akademik bir makale okudum. Tabi çocukları çok erken yaşta ekran ile tanıştırmak hata ama tesadüf eseri hiç görmedikleri bu renkli ve hareketli şeyle tanışırlarsa yaşayacakları anlam ve kavram kargaşası onlar için daha hasar verici olurmuş. Kontrollü olarak müsade etmek daha gerçekçi ve doğru bir yaklaşımdır diyordu adını hatırlayamadığım akademisyen yazar.

Konuya  devam etmem gerekirse... izlemesine müsade ettiklerim sınırlı. Caillou’yu zararsız buluyorum mesela, ayrıca özellikle ingilizce açıyorum. Ayrıca super simple learning isimli YouTube kanalında çok cici çocuk şarkıları  var  ingilizce. Gayet hoş animasyonlar da dikkatini çekiyor. Ama her ikisi için de YouTube reklamları son derece sinir bozucu. Çocuk old Mc Donald had a farm dinlerken araya Ebru Gündeş şarkısı falan giriyor. Derken ben Diyanet çocuğun yaptığı birkaç çizgifilme denk geldim. Biri Şeker Hoca. O kadar tatlı ki.. animasyon kaliteli, seslendirme çok başarılı, müzikler keyifli. Kendi kültürümüz ve eğitici öğretici. Böyle işler yapsınlar  TRT’nin aldığı katkı payları helal hoş olsun. İnşaallah devamını getirirler.

İşte ahvalimiz bu mecrada. Bir de diyecektim ki.. değişmeyen tek şey değişimin kendisi ya... inşaallah hep iyi yönde değişelim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Senin fikrini de alalım?