23 Mart 2020 Pazartesi

Bağışıklık mi? Bağışlanmak mi?

Hep mi şikayet?! Değil ama öte yandan öyle!!! 

Bungunum, sıkıntılıyım, endişe taşıyorum. Bütün bir dünya insanlığı ile beraber son derece insancıl olan aynı duyguları paylaşıyorum. Sadece virüs yüzünden değil, doğuracağı sonuçlar yüzünden de gerilim içindeyim fakat ne çare? Kendi ailemden kimseye söyleyip onları da gerilime sokmak istemiyorum. 

Sanki distopia dünyasının anlatıldığı bir filmin içine girdik ve film bitmiyormuş gibi... ya da uyanamadığımız bir rüya.. Ne kadar süreceği belirsiz, ne kadar kayıp verileceği belirsiz, kimi bulacağı belirsiz. Aslında bumca belirsizlikler dünyasında bu dahi öyle olmasa hayreti mucib olurdu. 

Bir iptiladır sarıyor  yüreğimi. En ince olan en çabuk kırılır. O yüzden olabildiğim kadar kalın, olmaya, örebildiğim  kadar duvar örmeye çalışıyorum. Bizi bağışıklık mi kurtaracak, bağışlanmak mu? Cevap çok açık. Yine de umut var. Yeter ki tünelin sonunda görülen ışık diğer trenin yaklaştığı habercisi olmasın. Neticede herkesin binip gideceği bir treni var. Mecburi istikamet, tek yön, tek gidiş. 

En çok fani olanı ne çok seviyormuşuz...

1 yorum:

  1. Bu virüs meselesi neden böylesi yüzleşmelere yol açtı? Ölüm korkumuz pörtledi galiba. O vakit "bağışıklık mı bağışlanmak mı" sorun dünya ve ahiret tercihimiz konusunda turnusol görevi yapabilir. Çok yerinde ve çok insani👏

    YanıtlayınSil

Senin fikrini de alalım?