9 Mart 2020 Pazartesi

Kalp kimin evi?


Bu sabah birşeyler silkelemek için balkona çıktığımda aman Allah’ım nasıl bir bahar havası karşıladı beni. Bu sene bahar koşa koşa erkenden geldi. Kuşlar da belli sevinmişler ay ay keyfim yerine geldi.

Birkaç dakika durup, gözlerimi kapatıp, havadaki o tarifi zor taze bahar kokusunu soluyarak kuş seslerini dinledim. Hayatta böyle güzel şükür anları olmasa yaşamak çok tahammül edilmez olurdu. Mesela ben denize bakarken hissettiklerim için de çok şükretmeye değer diye düşünüyorum. Şükür şükür diyorum o da dilde.. Sabahki üç dakikalık falan keyifli anlar çok gelmiş olacak ki hastamız olduğunu anımsatan bir telefon aldık. Derken apar topar hastane mesaisi için koşa koşa babasının yanına gitti eşim. Biz de bıdığımla anne oğul müthiş ikili hayatımıza devam.

İki şey var söylemek istediğim. İlki herkesin bangır bangır söylediği gibi ben de bir kere daha tekrarlayayım yapabiliyorsanız yardım alın. Çünkü insan direnci bir noktaya kadar ve bir yerden sonra annenin bütün iradesine şefkatine merhametine rağmen aşırı doz ebeveynlik bünyeye zarar vermeye başlıyor ve insan özel alanına ihtiyaç duruyor. Yardım aldığınız bu süreçte de mutttlaka ama mutlaka sevdiğiniz bir işi yapın. Yürüyüş olur, gidip güzel birkafede kitap okumak olur. Hobisi olan kimseler için (ki her insanın bir hobi edinmesi gerektiğine inananlardanım) hobileriniz ile ilgilenebilirsiniz falan filan gibi gibi. Çünkü bunlar gönül cilası işler. Bınlar olmazsa çöküp kalıyor insan psikolojisi. Onun da ötesinde kendi çöküntüye uğramış sinir harbi içinde gergin annenin tahammülsüzlüğü evladı yoruyor. Hiç kazılmayacak bir işe sinirlenir oluyorsunuz. Otokontrol sağlama güçlüğü çekiyorsunız vesaire. Yani yardım şart. Yardım almak sizin sağlığınız, ötesinde çocuğun ruh sağlığı için şart.

Ben bu konuda tek bir kez bile yardım almadım, alamadım  malesef bu yüzden eşimle paslaşarak yapmaya çalışıyorduk ama haftaiçi çalıştığı için haftasonunu beraber geçirmek isteyişim uğruna yine kişisel zaman ayıramadık çok uzun süre. Uykuları yarım saat yirmi dakika gibi çok kısa  aralıklardaydı ve bu  zaman zarfında aşırı yorgun ve uykusuz  olduğum için uyumayı tercih ediyordum. Şimdi uykuya yatırdığımda kendime zaman ayırabiliyorum ve bu sürede o gün canım en çok neyi yapmak istiyorsa onu yapıyorum. Bu da bana çok iyi geliyor. Çocuğum uyandığında neşeyle gidip onu kucaklayabiliyorum. Mesela şu annyaptığım da kendime kişisel zaman ayırma. Blog yazıyorum yani yapmayı ennn sevdiğim işlerden birini yapıyorum.

Hasılı, uzun sözün kasası ben bu süreçte Allah takdiri ile yarısı, yarısı da kulların insaf merhamet yoksunluğundan bir başıma bırakıldım. Çok sıkıntı çektim ama geçti, birazına da ben alıştım. Allah kuzumun devletlerini göstersin de bir süreçti geçti diye gülümseyerek anımsayayım. Amin

Gelelim ikinci söylemek istediğim konuya.. Hani canımız Yunus Emre’miz;

“Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerde, gönüller yapmaya geldim.”

demiş ya.. Okur geçeriz ama yaşamadan bir sözün manası hakikaten bilinmez. Bilinse de derinliğine inilmez. Gönül yapmak lazım, gönül işi değişik bir iş. Orası bir kere incinmeye görsün, küçük bir  darbe orayı tarumar etmeye yetiyor. Yine dedikleri bir laf vardır ya hani büyüklerin;

“İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin harcıdır.”

derler. Demek ki ben gönülcek er kişi değilmişim de kötülüğe iyilik ile mukabele edemiyorum. Yani hal ve hareketlerde bir aksül amelim yok da kalben yıkılmışım, gönül evim yıkılmış. Sonra iyiliğe muhtaç olduklarında oradan onlara bir fayda hasıl olmuyor artık. Bilmem açık oldu mu söylemek istediğim, bilmem ayan oldu mu? Lakin yine Yunus Emre der ki diyeceğim;

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil”

Dostun evi gönüllerse nasıl oluyor da orayı yıkmakta bu kadar cüretkar olabiliyoruz ve hiç çekinmeden balyozluyoruz?! Sonra da o kimseden medet umuyoruz, dua bekliyoruz, güleryüz, saygı ve insanı ilişkiler çerçevesinde hürmet görmek istiyoruz... Ne veriyoruz da ne almayı bekliyoruz?

İşte söyleyeceklerim bu kadar. Kahvem bitti. Az sonra da kuzum uyanır. Çok şükür şu yazıyı yazabilecek kadar vakit verene..


1 yorum:

  1. Ben bunu yorumladım mı hatırlamıyorum, öyleyse de fazladan görüş bildirmiş olayım 😊
    Yardım meselesine katılıyorum. Benim de o konuda çok şansım yok. İş yapabilmem için çok az süreler 've biraz isteksizce' bakılıyor kuzuma ama kendime vakit ayırmak lükse giriyor. Ben kitap okuyacağım, dinleneceğim, kuzuya az bakıver diyeceğim kadar yakınım yok etrafımda. Olan kadınlar ne kadar şanslı olduklarını bilselerdi keşke...

    YanıtlayınSil

Senin fikrini de alalım?